Duodenal Switch

duodenal-switchTemelde biliopankreatik diversiyon yöntemine benzemekle birlikte bu yöntemde daha büyük bir mide kesiti bırakılır ve midenin alt kısmı yerine tüp mide ameliyatına benzer şekilde sol dış kısmı alınır. Fakat tek başına yapılan tüp mide işleminden farklı olarak çok daha geniş bir tüp mide işlemi uygulanır. Örneğin tek başına yapılan tüp mide işlemlerinde 34F (???) buji (kalibrasyon tüpü) kullanılırken, Dduodenal Switch bünyesinde yapılan tüp mide işleminde 60F buji kullanılır. Çünkü beraberinde ince bağırsaklarda oldukça ciddi bir bypass işlemi uygulanıldığı için hastaların özellikle protein tüketimi konusunda mekanik bir kısıtlama yaşamamaları gerekmektedir. Midenin alt kısmında yer alan, Pylor adı verilen ve yemeklerin barsaklara girişini düzenleyen kas yapısı da işlevini yerine getirmeye devam eder. Bu kasın bittiği yerin yaklaşık 2 cm altından oniki parmak bağırsağı mideden ayrılır ve yemek girişine kapatılır. Ancak 2 cm’lik bölümü korunur. Sonrasında BPD ameliyatına benzer şekilde ince bağırsaklarda işaretleme işlemine geçilir. Bu aşamada BPD ameliyatından farklı olarak son 50 cm değil, son 100 cm’lik bölüm işaretlenir. Ortak kanal olarak adlandırılan bu kısmın daha uzun tutulması nedeniyle emilim sorunları BPD ameliyatına kıyasla daha az görülür.

Ayrıca mide ile bağlantı son 200 cm’lik bölümden değil 250. cm’den yapılır. Diğer uç ise safra ve pankreas enzimlerinin yiyeceklerle buluşturulmak istendiği 100 cm’e bağlanır. Bu sayede de beslenme emilim sorunları BPD ameliyatına göre daha azdır. Sonuç olarak ortak kanal (bağırsakların birleştiği noktadan sonrası) biliopankreatik diversiyonda yaklaşık 50 cm iken, duedenal switch operasyonunda yaklaşık 100 cm’dir.

Mide ile ince bağırsak arasındaki bağlantı mideye direk olarak değil, korunan 2 cm civarındaki oniki parmak bağırsağına yapılır. Bu nedenle mide ülseri gelişme riski de yok denecek kadar azalmış olur.

Bu ameliyat yönteminde vitamin ve minerallerin emilim oranı biliopankreatik diversiyona göre daha fazladır. Başka bir deyişle, vitamin ve mineral takviyesi ihtiyacı daha azdır. Hastalar yaklaşık 4-5 gün hastanede kalmalarının ardından taburcu olurlar. Ameliyat sonrası önce sıvı gıdalara başlanır. Sonra yavaş yavaş püreli gıdalara ve katı gıdalara geçiş yapılır. Ameliyattan sonra korunan mide büyük olduğundan beslenme çok daha kolay gerçekleşir.

Genelde vücut kitle indeksi 40’ın üstünde olan hastalara uygulanan bu ameliyatlar diyabetik hastaların kan şekeri kontrolünde de son derece yüz güldürücü sonuçlar vermektedir.

Hastalar ameliyattan sonra ömür boyu vitamin ve mineral takviyesine ihtiyaç duyarlar. Özellikle B12, demir ve kalsiyum oranları sürekli takip edilmelidir. Bu ameliyattan sonra hastalar yoğun bir şekilde takip edilmelidir. Takip edilmeyen hastalarda beslenme problemleri görülebilir. Ameliyatın yan etkileri arasında ishal, kötü kokulu gaz çıkarma, safra kesesi taşı ve protein eksikliği gibi yan etkiler görülebilmektedir.