En önemli tıbbi dergilerden birisi olarak kabul edilen Annals of Internal Medicine’da yayımlanan çalışmaya göre; diyet şeklinin kilo kaybı ile arasında bir bağ olmadığı anlaşıldı.En önemli tıbbi dergilerden birisi olarak kabul edilen Annals of Internal Medicine’da yayımlanan çalışmaya göre; diyet şeklinin kilo kaybı ile arasında bir bağ olmadığı anlaşıldı. Düşük karbonhidrat içerikli diyet ile düşük yağlı diyet türünün karşılaştırıldığı araştırmada; diyet tipinin kilo kaybı üzerinde bir etkisi olmadığı sonucu çıktı. Bir diyet türü seçmek yerine; kendilerine verilmiş bir diyeti uygulayanlar, yaklaşık 1 kilo daha fazla kilo veriyor; ancak bu farkın istatistiki olarak bir anlamı bulunmuyor.

Çalışmayı yürüten ekipten Dr. William Yancy araştırma ile ilgili; “Çalışmamızın tercih yapmaya olanak sağlayan yapısı sayesinde, diyet programları arasında bir tercih yapmanın, kilo kaybı üzerinde anlamlı bir etkisi olmadığı anladık.” yorumunu yaptı.
Çalışmaya katılan diğer doktorlar; bu konuda geçmişte yapılan çalışmaların, sonuçlarıyla birlikte ele alındığında; hastalara bir diyet seçme olanağı sunulmasının, kilo vermeyi kolaylaştırmadığını; aksine daha da zorlaştırabildiğini belirttiler.

Araştırmacılar, Vücut Kitle İndeksi (VKİ) 30’un üzerinde olan erişkin 200 obez hastaya ya mevcut iki diyet seçeneğinden birini seçmelerini ya da kendilerine standart bir diyet programı verileceğini ve bu programın 48 hafta boyunca devam edeceğini belirttiler. Çalışmaya alınan her dört hastadan birinin şeker hastası olduğu vurgulanan araştırmada
Diyetini kendisi belirlemeye karar vermiş 105 hastanın 58%’i günde 20 gram karbonhidratla başlayıp yavaşça artan düşük karbonhidratlı diyet seçerken, 42%’si ise yağı günlük kalori alımının 30%’u ile sınırlayan düşük yağlı diyet seçti. Düşük yağlı diyette ayrıca doymuş yağ tüketimi günlük enerji alımının 10%’u ile, günlük kolesterol alımı en fazla 300 mg ile ve total kalori alımı da hastanın yaşamını sürdürebilmesi için gereken enerji ihtiyacından 500 ünite daha az olması şartı ile sınırlandırıldı. Hastalara çalışma başladıktan sonraki 12 hafta içerisinde seçimlerini değiştirebilecekleri açıklandı ve 5 tanesi bu haktan yararlandı.

Araştırmacılar, çalışma için 48 haftalık bir program belirlediler. Bu 48 haftada; Vücut Kitle İndeksi (VKİ) otuzun üzerinde olan 200 erişkin obez hastaya, mevcut iki diyet tipinden birisini seçeceklerini ya da kendilerine standart bir diyet programı verileceğini belirttiler. Çalışmaya alınan her dört hastadan birinin şeker hastası olduğu vurgulanan araştırmada; diyetini kendisi belirlemeye karar vermiş 105 hastanın %58’i günde 20 gram karbonhidratla başlayıp; yavaşça artan düşük karbonhidratlı diyet türünü seçerken; %42’si ise; yağı günlük kalori alımının %30’u ile sınırlayan “düşük yağlı” diyet türünü seçti.

Düşük yağlı diyette, doymuş yağ tüketimi, günlük enerji alımının %10’u ile sınırlandırılıyor. Günlük kolesterol alımı en fazla 300 mg olacak şekilde ayarlanıyor. Total kalori alımı ise hastanın yaşamını sürdürebilmesi için gereken enerji ihtiyacından 500 ünite daha az olmamak şartı ile sınırlanıyor. Hastalara çalışma başladıktan sonraki 12 hafta içerisinde seçimlerini değiştirebilecekleri bilgisi veriliyor ve 5 kişi bu haktan yararlanıyor.

Çalışmanın ilk 24 haftası; her 2 haftada bir, bütün katılımcılarla fiziksel aktivite, diyet ve dikkatli beslenme gibi konuların işlendiği grup toplantıları yapılıyor. Ayrıca kalori, yağ ve karbonhidrat hesaplamalarını yapabilecekleri rehber kitapçıklar ve diyet türlerinin anlatıldığı broşürler dağıtılıyor. 24 hafta sonunda ise grup toplantıları 4 haftada bir yapılmaya başlanıyor. Katılımcılar toplantılar arasında, düzenli olarak, diyetisyenlerle görüşmeye başlıyorlar. Gözleri bağlı olan çalışanlar, her görüşmede kilo ölçümü ve 12 haftada bir de bel ölçümü yapıyorlar. 48 hafta sonunda tercih grubunun %83’ü ve karşılaştırma grubunun da %86’sı bütün ölçümlerini tamamlamış bulunuyor.

Diyet verilen grubun diyetlerini kendi seçen gruba oranla ortalama olarak 1.1 kg daha fazla kilo kaybettiği ortaya çıktı. (95% CI, -2.9 ile 0.8 kg arası; P = .26). Tercih grubunda ortalama kilo kaybı 5.7 kg olurken (95 CI, 4.3 ile 7.0 kg arası), karşılaştırma grubunda bu ortalama 6.7 kg olarak (95% CI, 5.4 ile 8.0 kg arası) gerçekleşti. Her iki gruptakiler de benzer oranda diyetlerine bağlı kalırken, belirttikleri fiziksel aktivite miktarı ve yaşam kalitesi oranları da birbirine yakın çıktı. Dr. Yancy ve diğer araştırmacılar bu sonuçlar için iki muhtemel sebep ortaya koydu: sevilen yiyeceklerden oluşan bir diyet yaparken daha fazla yeme dürtüsü ve ‘’şahsi eğitmen’’ etkisi, yani eğer ne yapılması gerektiği kendilerine söylenirse katılımcıların o diyet programına daha fazla bağlanması durumu.

Diyet verilen grubun, diyetlerini kendi seçen gruba oranla, ortalama 1 kg daha fazla kilo kaybettiği araştırmanın ortaya koyduğu sonuçlardan birisi. Tercih grubunda ortalama kilo kaybı 5,7 kg olurken; karşılaştırma grubunda da bu ortalama 6,7 kg olarak gözlemleniyor. Grupların her ikisi de benzer oranda diyetlerine bağlı kalırken; belirttikleri fiziksel aktivite miktarı ve yaşam kalitesi oranları da birbirine yakın çıkıyor.

Netice itibarı ile hangi diyet türü uygulanırsa uygulansın, ortaya çıkan sonuçlar hep kısa vadeli ve cerrahi tedaviye kıyasla çok daha düşük etkinliğe sahip olmakta.