“Troponin” herhangi bir bulgu ortaya çıkmadan, kalp kasında hasar geliştiğini erken dönemde gösteren bir kan testi. Norveç’te yapılan ve Aralık 2015’te European Journal of Preventive Cardiology isimli tıp dergisinde yayımlanan bir araştırmaya göre; obezite ameliyatı sonrası kalbe ait hasarı gösteren troponin düzeylerinde belirgin bir azalma ortaya çıkıyor.“Troponin” herhangi bir bulgu ortaya çıkmadan, kalp kasında hasar geliştiğini erken dönemde gösteren bir kan testi. Norveç’te yapılan ve Aralık 2015’te European Journal of Preventive Cardiology isimli tıp dergisinde yayımlanan bir araştırmaya göre; obezite ameliyatı sonrası kalbe ait hasarı gösteren troponin düzeylerinde belirgin bir azalma ortaya çıkıyor. Norveç’teki Akershus Üniversitesi’nden Dr. Magnus Lyngbakken; troponin düzeylerinin kalp yetmezliği ve kalp damar hastalıkları ile yakından ilişkili olduğunu ve dolaşımdaki troponin düzeylerinin, bulgu vermeyen kalp hasarının göstergesi olarak değerlendirildiğini belirtti. Dr. Lyngbakken; ortaya çıkan sonucun, obezite cerrahisinin ek faydalarından birini gösterdiğini ifade etti. Obezite ameliyatı olan ve olmayan hastaların karşılaştırıldığı çalışmada; ameliyat grubunda elde edilen sonuçlar, diyet ve yaşam tarzı değişiklikleri yapılan grupta gözlenmedi. Diyet grubundaki hastalarda belirgin kilo kaybının sağlanamadığını ifade eden araştırmacılar; ameliyat grubunun, ilerleyen yıllarda, kalp zorlanması ve kalp yetmezliği riski açısından da daha büyük bir fayda göreceğini bildirdiler.
ABD’den Dr. Christie Ballantyne; hangi hastanın kalp yetmezliği riski taşıdığını önceden bilmek için, troponin’in önemli bir test olduğunu doğruladı. Ballantyne: “Bu çalışma, troponin düzeyleri ve kalp yetmezliği riski yüksek olan bireylerde, obezitenin cerrahi yöntemlerle tedavi edilmesinin, kalp yetmezliğinin önlenmesi açısından ümit verici kanıtlar sunmaktadır.” şeklinde bir açıklama yaptı.

Obezite Ameliyatı troponin düzeylerini belirgin oranda düşürüyor

MOBIL adı verilen çalışmada; kilo problemi olmayan bireylerle, obez hastalar incelendi. Obez hastalar iki gruba ayrılarak; bir gruba mide bypass işlemi, diğer gruba ise diyet ve yaşam tarzı değişiklikleri uygulandı. Çalışmanın başlangıcında; cerrahi gruptaki hastaların %78’inde, yaşam tarzı değişiklikleri grubundaki hastaların %84’ünde ve normal kiloluların %53’ünde saptanabilir düzeyde troponin yüksekliği söz konusu idi. Bir yıllık takip sonrasında, cerrahi grubundaki hastaların troponin düzeyleri, normal kiloluların başlangıç değerleri ile benzer seviyede idi. Yaşam tarzı değişikliği grubundaki düşüş ise çok azdı. Cerrahi grubunda troponin düzeylerinin, başlangıç düzeylerine göre, 2.32 kat düştüğü ortaya kondu.

Troponinlerdeki düşmenin yanı sıra trigliserid düzeyleri de azalıyor
Obezitenin yüksek troponin düzeyleri ile ilişkili olduğu bilinmektedir. Çalışmada; cerrahi grupta, troponindeki düşmenin yanı sıra, trigliseridler de azaldı. Dr. Lyngbakken yaptığı açıklamada: “Kilo kaybı, kalple ilişkili metabolik ortam üzerinde olumlu bir etkiye sahip ve troponindeki azalmaya ilaveten trigliseridlerin düşmesi de bunu gösteriyor. Cerrahi grupta, diyet yapan gruba göre, daha fazla kilo kaybı görüldü. Ameliyat grubunda troponinlerin düşmesi, bu grupta daha fazla kilo kaybı olmasına dayandırılabilir.” şeklinde konuştu.
Uzmanlar; obez bireylerde, vücut kitle indeksi ile kalbin sol karıncık kitlesinin doğrusal olarak ilişkili olduğunu belirttiler. Bu nedenle de; obezite ameliyatı ile elde edilen çarpıcı kilo kaybından sonra, kardiyak troponin düzeylerinin düşmesinin, zorlanmakta olan kalp üzerindeki yükün kalktığı anlamına gelebileceğini ifade ettiler. Bunu takiben; kalp kitlesinin, kalp üzerindeki baskının ve kalp yetmezliği riskinin de azaldığını vurguladılar. Elde edilen bu sonuç; obezite cerrahisinin, bazı hastalarda, tip 2 diyabeti düzeltebileceğinin; bu sayede kalp-damar hastalıkları ve kalp yetmezliği riskinde azalma beklenebileceğinin raporlandığı diğer gözlemlerle de uyumlu bulundu.