Biliopankreatik Diversiyon

biliopankreatik-diversiyonBiliopankreatik Diversiyon ameliyatı İtalyan doktor Prof. Nicola Scopinaro tarafından bilim dünyasına armağan edilmiş ve 1979 yılından bu yana uygulanan bir obezite cerrahisi yöntemidir. Bu operasyonda amaç kısmen hastanın yemesinde azalma sağlamak olmakla beraber temel amaç ince bağırsaklardaki emilimi azaltmaktır.

Bu yöntemin orijinal tarifinde midenin alt kısmı alınır, yemeklerin mideden çıktıktan sonra ulaştıkları ilk yer olan oniki parmak bağırsağı yemek girişine kapatılır. İnce barsaklar ayrılır ve kalın bağırsağa bağlanmadan önceki 50 cm’lik kısım işaretlenir. 150 cm daha sayılarak, ince bağırsakların kalın bağırsakla birleşme yerinden 200. cm’de ince bağırsak kesilir. Kesilen alt uç mideye bağlantı yapılır. Üst uç ise daha önceden işaretlenmiş olan 50. cm’e bağlanır. Bu sayede ince bağırsakların son 200 cm’lik kısmı hariç tüm alanları devre dışı bırakılmış olur. Artık mideden yemek çıkışı oniki parmak barsağı yerine bu yeni bağırsak segmentinden gerçekleşecektir. İnce barsağın diğer ucu ise yemeklerin safra ve pankreas enzimleriyle buluştuğu yerde birleştirilir. Bu uzunluk emilimin derecesini ayarlayabilmek için değişebilir. Ameliyattan sonra hastaların yediği yemekler oniki parmak barsağı ve jejenum denilen ince bağırsakların ilk kesimine hiç girmezler.

Bu ameliyatların obezitenin yanı sıra diyabet hastalığında da büyük oranda iyileşmelere neden olduğu bilinmektedir. Hastalar ameliyattan sonra yaklaşık 4-5 gün hastanede kalarak taburcu edilir. Bu ameliyattan sonra 1 aya yakın bir süre sıvı gıdalarla beslenilmesi gerekmektedir. Sonra sırasıyla püreli gıdalar ve katı gıdalara geçiş yapılır.

Hastalar ameliyattan sonra fazla kilolarının yaklaşık %80’ini verirler. Gerek insülin direncinin kırılması gerekse oniki parmak barsağı çevresindeki insülin karşıtı hormonların artık yemeklerle karşılaşmaması sayesinde kan şekeri büyük oranda düzene girer. Obez hastalarda uzun dönem başarı oranı %90’ların üzerindedir.

Yediğimiz gıdaların sindirilebilmesinde safra ve pankreas enzimlerinin büyük payı vardır. Bu yöntem ile bu enzimler ve yiyecekler ince barsağın sonuna yakın bir yerde karşılaştıklarından emilim büyük oranda azalır. Bu ameliyatlardan sonra hastalar daha sık öğünlerle beslenmelidir. Ancak mide poşu oldukça geniş olduğundan ilk dönemler hariç ciddi bir hacim kısıtlaması söz konusu değildir. Ameliyattan sonra ishal, yoğun kokulu gaz, yeme sorunları ve kusma gibi yan etkiler görülebilir. Özellikle midenin alt yarısının içeride bırakıldığı hastalarda mide ülseri görülebilir. Çok ciddi bir emilim bozukluğu söz konusu olduğundan ömür boyu demir, vitamin, mineral ve kalsiyum takviyesi alınması gereklidir.