Danimarka’da gerçekleştirilen yeni bir araştırmaya göre; mide bypass ameliyatı geçiren hastaların önemli bir kısmı, ameliyat sonrası yaşadıkları sıkıntılara rağmen, sonuçlardan memnun. Araştırma ekibinin başındaki isim olan Dr. Bjerge Gribsholt, geçtiğimiz günlerde JAMA Surgery isimli tıp dergisinde yayımlanan çalışmanın detaylarını paylaştı.Danimarka’da gerçekleştirilen yeni bir araştırmaya göre; mide bypass ameliyatı geçiren hastaların önemli bir kısmı, ameliyat sonrası yaşadıkları sıkıntılara rağmen, sonuçlardan memnun. Araştırma ekibinin başındaki isim olan Dr. Bjerge Gribsholt, geçtiğimiz günlerde JAMA Surgery isimli tıp dergisinde yayımlanan çalışmanın detaylarını paylaştı.

Mide bypass ameliyatı olan bin 429 hastanın katılımıyla yapılan araştırmada; hastalar, ortalama 4,7 yıl süreyle takip edildiler. Bu süre zarfında, hastaların %89’unun çeşitli şikâyetleri olduğu ve buna rağmen, %87’sinin, ameliyat sonuçlarından memnun kaldığı bildirildi. Dr. Gribsholt; şikâyetler sebebiyle hastaneye yatan katılımcı oranının ise, %29 civarında olduğunu söyledi. Hastaların genel olarak şikâyetleri ise; karın ağrısı, dumping sendromu, yorgunluk ve kansızlık olarak açıklandı.

Daha önceki çalışmalarda şikâyetlerin, sadece cerrahi işlem kaynaklı olanlarla sınırlı tutulduğunu söyleyen Dr. Gribsholt; kendi araştırmalarının, yaşam kalitesini etkileyen şikâyetler ve beslenme ile ilgili sorunları da içine alması sebebiyle, çok daha kapsamlı olduğunu vurguladı. Dr. Gribsholt, mide bypass ameliyatı sonrasında oluşabilecek sorunlarla ilgili şu bilgileri verdi: “Anemi, dumping sendromu ve ani şeker düşmesi gibi bazı komplikasyonların bulguları, genel olarak belirsizdir. Tedavisi mümkün olan bu sorunlarda erken teşhis çok önemli. Bu sorunlara ait bulgular, doktorların gözünden kolayca kaçabilir; bu nedenle doktorların, hasta hikayesini dikkate alması ve mide bypass ameliyatı sonrası komplikasyonlar konusunda, eğitimden geçmeleri şarttır.”

Şikâyetlerin kaynağı neresi?

Çalışmaya ilişkin görüşlerini paylaşan, Cleveland Clinic Metabolik ve Bariatrik Cerrahi bölüm başkanı Dr. Philip Schauer ise; araştırmacıların, şikâyet yüzdesini abarttıkları düşüncesinde. Morbid obez ve fazla kilolu insanların, çoğu şikâyeti ameliyat öncesinde de yaşadığını belirten Dr. Schauer; hangisinin ameliyat, hangilerinin kilo kaybı veya ameliyat öncesindeki obeziteden kaynaklandığının açıkça belirtilmemiş olmasını, çalışmanın en büyük eksisi olarak gördüğünü belirtti. Dr. Schauer aynı zamanda, ameliyat sonrasındaki bu şikâyetlere rağmen, %87 gibi yüksek bir memnuniyet oranının çok önemli olduğu konusunda, araştırıcılarla hemfikir olduğunu vurguladı.

Tüp mide daha iyi bir seçenek olabilir mi?

Dr. Gribsholt, tüp mide gibi nispeten yeni tekniklerin, mide bypass işlemine göre daha az komplikasyon oranlarına sahip olduğunu; ancak uzun dönem sonuçlarına ait yeterli miktarda veri olmadığını belirtti. 2010 yılından beri tüp mide ameliyatları gerçekleştiren Dr. Schauer ise; “Tüm mide ameliyatlarının komplikasyon oranları, mide bypass ameliyatlarına göre daha düşük olsa da, yapılan karşılaştırmalı çalışmalar neticesinde kilo kaybı ve tip 2 diyabetin düzelmesi konularında, mide bypass işlemlerinin daha iyi sonuçlar verdiği anlaşıldı.” açıklamasını yaptı. Mükemmel bir teknikten söz edilemeyeceğini belirten Dr. Schauer, her hastanın durumunun bireysel olarak incelenmesi gerektiğinin altını çizdi. Dr. Schauer; bu incelemeler sonucunda elde edilecek bilgiler ışığında, hastanın göreceği fayda ve olası risklerin göz önünde bulundurulmasını ve sonrasında en uygun tekniğe karar verilmesini tavsiye etti.

KAYNAK: JAMA SURGERY, 06.01.2016