Tayvan’da gerçekleştirilen uzun soluklu bir çalışmanın sonuçları diyabet komplikasyonlarından biri olan nöropatinin (sinir uçlarında hasar) demansa (bunama) yakalanma olasılığını arttırdığını gösteriyor.Tayvan’da gerçekleştirilen uzun soluklu bir çalışmanın sonuçları diyabet komplikasyonlarından biri olan nöropatinin (sinir uçlarında hasar) demansa (bunama) yakalanma olasılığını arttırdığını gösteriyor. 10 yıllık takip süresini kapsayan çalışma diyabet ile demans arasında anlamlı bir ilişki bulunduğunu ortaya koyması özelliğiyle tıp literatüründe bir ilk olma özelliğini taşıyor.
Çalışmanın başyazarı Wei-Che Chiu’ya göre bu sonuçlar bunama riskinin diyabetin ortaya çıkışından itibaren artmaya başladığını ve bu riskin diyabet komplikasyonlarının ilerleyişiyle ciddi paralellikler olduğunu gösteriyor. Çalışmaya göre tip 2 diyabet ne kadar ağır seyrediyorsa bunama riski de o kadar artıyor.
Diyabet ile demans arasındaki ilişkiyi vurgulayan bu çalışma tıp literatüründe yeni değil. Daha önce de tip 2 diyabet ve demans arasındaki ilişkiyi araştıran bir çok çalışma yapılmış ve bazı çalışmalar diyabetli bir hastanın demansa yakalanma riskinin 3 kat arttığını ortaya koymuştu ancak Klinik Endokrinoloji & Metabolizma dergisinde (Journal of Clinical Endocrinology & Metabolism) yayımlanan bu son çalışma uzun takip süresi ile bir ilk olma özelliği taşıyor.

Michigan Üniversitesi’nden Dr. Robert Lash ise yapılan bu son çalışmanın verilerine rağmen demansı diyabet komplikasyonları arasına eklemek için erken olduğunu, çünkü bu iki hastalık arasındaki ilişkinin sanılandan daha karmaşık olduğunu belirtiyor.

1999-2010 yılları arasındaki süreyi kapsayan çalışma 50 yaşında üstündeki yeni tanı almış 400 binin üzerinde hastayı kapsıyor. Çalışmada bu hastaların durumları diyabete bağlı organ hasarı açısından değerlendirildi.

Çalışmada diyabetin ne kadar ilerlediğini ve ağırlaştığını ölçebilmek için diyabetin komplikasyonlarını içeren(kalp ve damar hastalıkları, göz hasarı, felç, nöropati ve metabolik bozukluklar ve böbrek hasarı) ve bu komplikasyonlara bağlı hastaneye yatma, durumun ağırlaşması ve ölüm ihtimalini gösteren “Diyabet Komplikasyonları Ağırlaşma İndeksi (Adapted Diabetes Complications Severity Index) kullanıldı.

Araştırmanın sonuçlarına göre diyabetin kötüye gitmesi, cinsiyet ve eşlik eden yandaş sorunlar bunama riskini, diyabetin tedavisinden bağımsız olarak arttırıyor. Sigara ve alkol kullanımı, vücut kitle indeksi ve eğitim durumu gibi faktörler ise araştırmacıların ellerinde yeterli veri olmadığı için yorumlanamıyor. Araştırmaya göre diyabet ne kadar agresif seyrediyorsa bunama riski de o kadar artıyor.

Bir Diğer Sorun da Hipoglisemi

Araştırmanın kayda değer sonuçlarından biri de özellikle fazla ilaç ve yüksek dozda insülin kullanan diyabet hastalarında görülen hipoglisemi ataklarınında demans riskini %30 oranında arttırması. Her hipoglisemi atağında bine yakın sağlıklı beyin hücresinin öldüğü uzun süreden beri biliniyor.

Dr. Chiu, demans riskinin azaltılabilmesi için etkili kan şekeri kontrolünün sağlanması ve komplikasyonların sıkı takibinin şart olduğunu belirtiyor. Ancak bunu yaparken hipoglisemi tuzağına da düşmemek gerektiğini belirtiyor.

Demans Diyabet Komplikasyonlarından Biri Olabilir mi?

Michigan Üniversitesi’nden Dr. Robert Lash araştırmayı “Çalışma bize bir hastada diyabet ne kadar agresif seyrediyorsa ve diyabetin komplikasyonları ne kadar ağırsa bunama riski de o derecede arttığını gösteriyor. Bu da doğru bir glukoz kontrolü için önemli bir sebep. Ancak tüm bunlara rağmen demansın diyabet komplikasyonları listesine alınması doğru değil. Diyabetle demans arasındaki ilişki sandığımızdan daha karmaşık. Bunama diyabetin getirdiği bir komplikasyon değil. Bunamayı tetikleyen asıl faktör diyabetin komplikasyonları. Yani kalp-damar hastalıkları, damar sertliği ve felç gibi durumlar bu riski arttırabiliyor. Hatta hipoglisemi bile bu riski arttırabiliyor. Bunama insanları korkutuyor, o yüzden kesin gerçekleşeceğini ya da gerçekleşmeyeceğini söylemek zor olur. Hiç kimse doğru bir kan şekeri kontrolünün kalbinizle ilgili sorun yaşamanızı engelleyeceğinin garantisini veremez. Yapılması gereken riskleri azaltıp hastalığa yakalanma riskini düşük tutmaktır” sözleriyle yorumluyor.